2011 19 Mart

Yazan:

Bir bütünmüş gibi hareket edebilen bir kuş sürüsü, Meksika dalgası sırasında bir bütünmüş gibi harekete edebilen bir futbol tribünü ve daha nicelerinin bize anlattığı bir şey var. Bu, hayal edilmesi zor, büyüleyici bir bütünlüğün, beklenmedik derecede küçük ve sade kuralların bir zinciri sonucunda ortaya çıkabildiğidir. Bunu anlamaya çalışan bilim adamları ellerindeki tüm bilim dallarını kullandılar, olmadı. Çare yeni bir bilim dalı yaratmaktı: ve adı “Karmaşık sistemler” koyuldu.

İşin garip tarafı, bu yeni bilim dalı tüm başarısını, adının aksine, sadeliğinden alıyordu. Sistem ne kadar basit kurallarla modellenirse o kadar başarılı oluyordu. Adeta bu bilimdalında, arıların, karıncaların ya da insanların oluşturduğu toplumda bireyler, ne kadar az muhakeme yeteneğine sahipse, model o kadar başarılı, yani o kadar gerçeğe yakın oluyordu.

Zannediyorum bu bilimadamları için, aslında hepimiz için, oldukça şaşırtıcıydı. Düşünsenize, aylarca tüm literatürü tarayan, araştırmalar yapan, yüzyılların birikimiyle oluşmuş tüm matematiksel modelleri, gücü yettiğince tarayan genç bir bilimadamı, bir anda aslında her şeyin olduğu gibi en basit haliyle modellenmesi gerektiğini öğreniyor. Bireyler arasındaki çok basit etkileşim kuralları bir kere tanımlandıktan sonra, genç bilim adamı, aradan çekiliyor ve o bireyleri birbiriyle yalnız bırakıyor. Sonra ne mi oluyor? Bireyler tanımlanan basit kurallar üzerinden birbiriyle etkileşime geçiyor. Örneğin: Meksika dalgasındaki basit kural şu: yanındaki ayağa kalktıysa, bu sıra sende demektir, hadi kalk.. Örneğin: hemen bir yanındaki kuşların çoğunluğu bir yöne gittiyse, yalnız kalmamak için sen de o yöne git..

Kuşlar, balıklar ve diğer bütün, nispeten basit canlılar, hatta çoğu zaman biz insanlar böyle büyük bir uyum sonucunda oluşan, böyle büyük bir karmaşıklığı bugüne kadar hep gerçekleştirmeyi sürdüregeldik. Farkında değildik, olabilir, oldu.

Peki nasıl oluyor da, doğadaki bu büyük uyuma rağmen, biz ileri düşünsel yeteneklerimizle, biz insanlar, uyum içinde yaşamayı beceremiyoruz? Hatta doğada var olan uyuma en büyük tehtidi gene biz insanlar oluşturuyoruz?

Sadeliğe daha çok övgü mü gerekiyor?

Kategori: Eğitim, Genel