2016 23 Ocak

Yazan:

Matematik

“Tanrı varsa, kesinlikle büyük bir matematikçidir.” -Paul Dirac

Matematik doğada gerçekten var mıdır? Yoksa insan zihninin bir ürünü müdür? Bu soruya cevap vermek zor. Ama bu yazıda anlatacaklarımızla cevaba yaklaşacağımızı düşünüyorum.

Bilimin gizemli sayısı: e

Birbiriyle alakasız gibi görünen bilim dalları arasındaki bağlar beni hep etkilemiştir. Örneğin herhangi bir niceliğin “büyüme” problemini ele alalım. Diyelim ki, bir kap içerisinde yeterince kaynağa sahip bir bakteri nüfusunu inceliyoruz. Gözlemlerimize göre, bakteri nüfusu artış gösteriyor. Acaba nüfusun zamana göre değişimini matematiksel olarak nasıl modelleyebiliriz? Ya da bir banka müşterisinin, yatırdığı paraya karşılık, belirli bir süre için aldığı faizi düşünelim. Birikimin zamana göre değişimini matematiksel olarak nasıl modelleyebiliriz?

Bu modelleme çalışması sonucunda gizemli bir sabit sayı ile karşıla- şacağız. Ve bu sayı evrendeki tüm hareketi, değişimi ve dönüşümü anlamamıza yardımcı olacak. Burada bir parantez açıp size şunu sormak istiyorum. Bu kadar önemli bir sayıyı, sizce canlı nüfusunun değişimini inceleyen biyologlar mı bulmuştur, yoksa bileşik faizin özelliklerini incelemek isteyen ekonomistler mi? Hayır bilemediniz.

Bulan kişi, 1,2,3, … şeklindeki artimetik diziler ile r1, r2, r3, … şeklindeki geometrik diziler arasındaki ilişkiyi inceleyerek, logaritmayı keşfeden matematikçi John Napier’dir. Unutmamak gerekir ki, bilgisayarlardan önce, büyük ve zor hesaplamalama işlemleri ancak logaritma yardımı ile yapılabiliyordu. 1600′lü yılların başında, John Napier e sabitiyle karşılaşan ilk kişi oldu. 1600′lü yılların sonuna doğru, Jacob Bernoulli bileşik faizi incelerken e sabitiyle tekrar karşılaştı. Şimdi onun serüvenini takip edelim.

Yazının devamı için tıklayınız.

Kategori: Genel