Peyderpey Günceler birden değil, yavaş yavaş…

Karmaşıklığın Ardındaki Basitlik

2015 8 Ocak
Türkiye’deki eğitim sistemine göre öğrenciler, temel derslerle ilgili çoktan seçmeli sorulardan oluşan test biçimindeki sınavlara sayısız kez girer. Ortaokul, lise ve üniversite giriş sınavları bu şekilde gerçekleşir. Her öğrenci bir çok kez bu sınavlara girdiği için, sorulan sorular hakkında fikir edinmeye başlar. Örneğin soru sayısının fazlalığı ve zamanın azlığı nedeniyle her soru için en fazla 1 dakika zaman harcanması gerekir. Demek ki, sorular size düşünmenize yetecek kadar zaman vermez. İstenilen, daha önceden çıkabilecek olan soru tipleri hakkında genel bir bilgiye sahip olmanız ve sınav sırasında önceden gördüğünüz soru tipiyle sınavda karşılaştığınız soruyu eşleştirip cevabı bulmanızdır. Bunun dışında, eğer ilk kez bir soru tipiyle karşılaşıyorsanız, artık bilirsiniz ki gördüğünüz bu sorunun sizin bilmediğiniz basit bir cevabı vardır. Bu özgüvenle soruya yaklaştığınızda, soruyu çözme olasılığınız artar. Gene de öncelikle yapabildiklerinizi yapıp, bu şekilde sınav sırasında ilk kez karşılaştığınız soruları en son çözmekte fayda var.

Az önce bahsettiğim özgüven duygusunun bir benzerini, çok sonraları doktora eğitimimin sonlarına doğru tekrar edinmeye başlıyorum. Aslında çok karmaşık sistemlerin arkasında yatan çok basit kurallar olduğunu fark etmeye başladıktan sonra. Bu kafa karıştırıcı probleminin arkasında yatan şey ne olabilir? Karıncalar en kısa yolu nasıl bulur? İnsanların kullandığı arabalar yolda bir engel olmamasına rağmen neden trafik oluşturur? İnternet veri paketlerini en kısa yoldan en az kayıpla bir bilgisayardan diğerine nasıl ulaştırabiliriz? Girişimciler yenilikçi fikirlerini topluma nasıl kabul ettirir? Yayılmasını istemediğimiz bilginin sosyal medyada yayılmasını nasıl engelleriz? Bulaşıcı hastalıklar nasıl kontrol altına alınabilir? Ekonomik krizler nasıl önlenir? Ekonomik krizler, depremler hatta salgın hastalıklar arasında bir ilişki var mı? Şirketler rakiplerini hangi stratejiler ile saf dışı bırakabilir? Bencil bireyler arasında işbirliği nasıl ortaya çıkar?

Soruları bir kez sormaya başladığımızda, mühendislikten sosyolojiye, biyolojiden ekonomiye, felsefeden dine kadar çok geniş bir alanda sorular sorabiliriz. Sorular sınırsızdır, neden bilim dalları kendi içinde sınırlı olsun? Her bilim dalının, her bilgi demetinin bir diğeriyle mutlaka bir ilişkisi vardır. İşte karmaşık sistemler disiplini bu ilişkilerden güç kazanır. Bende bu bilim dalının ne kadar heyecan uyandırdığını anlatamam. Bende hem mistik hem de sanatsal çağrışımlar uyandırır. O yüzden gece gündüz zevkle çalışıyorum.

Fakat bu bilim dalına karşı çok ciddi eleştirilerde bulunanlar da vardır. Öncelikle neden her şeyi bu kadar basitleştirdiği sorgulanır? Bu bilim dalının acemisi olarak problemi ne kadar basitleştirmek gerektiğine dair problemler yaşıyorum. Basitleştirirken nerde durmak gerekir? Sanırım bu da ayrı bir ustalık. Einstein, “Meseleler mümkün olduğunca basitleştirilmelidir, ama daha fazla değil” demiş. Heykelin büyük ustası Rodin’e bu muhteşem heykelleri nasıl yaptığı sorulduğunda, “Çok kolay sadece mermerin fazlalıklarını koparıp atıyorum, geriye bu heykeller kalıyor”, demiş. Michelangelo da, “Güzellik fazlalıktan arınmışlıktır”, demiş. Ustaların basitliğe olan övgüsü bilinir. Ama işte problemin ne kadar basitleştirilmesi gerektiğidir, ustalık isteyen. İkinci önemli eleştiri de, bu bilim dalının tahminleme özelliğinin zayıf olmasınadır. Karmışık Sistemler bilim dalının amacı en verimli sistemi tasarlamak değildir, bu bilim dalının amacı kendiliğinden oluşmuş doğal sistemlerin arkasında yatan dinamikleri incelemektir. Dinamikler bir kez anlaşıldıktan sonra, mühendislik bilimleri doğayı taklit eden verimli sistemleri tasarlayabilirler. Ama bu anlama heyacanı içindeki araştırmacının değil, tasarlama heyecanı içindeki mühendisin görevidir. Büyük ihtimalle o mühendis yönetme heyecanı içindeki bir patron için çalışacaktır. :)

Bu gibi ciddi eleştirelere rağmen, karmaşık sistemler alanına duyduğum heyecan çok büyük. Anlamayı, öğrenmeyi, bağlantılar kurmayı, karmaşanın ardındaki basitliği görmeyi seviyorum. Siz de böyle hissediyorsanız, sizi karmaşık sistemler bilimine davet ediyorum. Tıpkı öğrenci seçme sınavlarında olduğu gibi, hayatın size sorduğu soruların arkasındaki basitliğe inanın ve onları keşfetmeye çıkın.

Basitlikte, hadi şöyle diyelim.. Sadelikte ustalaşmak dileğiyle..
Uzay Çetin


Yazan:  

Sadeliğe övgü

2011 19 Mart

Bir bütünmüş gibi hareket edebilen bir kuş sürüsü, Meksika dalgası sırasında bir bütünmüş gibi harekete edebilen bir futbol tribünü ve daha nicelerinin bize anlattığı bir şey var. Bu, hayal edilmesi zor, büyüleyici bir bütünlüğün, beklenmedik derecede küçük ve sade kuralların bir zinciri sonucunda ortaya çıkabildiğidir. Bunu anlamaya çalışan bilim adamları ellerindeki tüm bilim dallarını kullandılar, olmadı. Çare yeni bir bilim dalı yaratmaktı: ve adı “Karmaşık sistemler” koyuldu.

İşin garip tarafı, bu yeni bilim dalı tüm başarısını, adının aksine, sadeliğinden alıyordu. Sistem ne kadar basit kurallarla modellenirse o kadar başarılı oluyordu. Adeta bu bilimdalında, arıların, karıncaların ya da insanların oluşturduğu toplumda bireyler, ne kadar az muhakeme yeteneğine sahipse, model o kadar başarılı, yani o kadar gerçeğe yakın oluyordu.

Zannediyorum bu bilimadamları için, aslında hepimiz için, oldukça şaşırtıcıydı. Düşünsenize, aylarca tüm literatürü tarayan, araştırmalar yapan, yüzyılların birikimiyle oluşmuş tüm matematiksel modelleri, gücü yettiğince tarayan genç bir bilimadamı, bir anda aslında her şeyin olduğu gibi en basit haliyle modellenmesi gerektiğini öğreniyor. Bireyler arasındaki çok basit etkileşim kuralları bir kere tanımlandıktan sonra, genç bilim adamı, aradan çekiliyor ve o bireyleri birbiriyle yalnız bırakıyor. Sonra ne mi oluyor? Bireyler tanımlanan basit kurallar üzerinden birbiriyle etkileşime geçiyor. Örneğin: Meksika dalgasındaki basit kural şu: yanındaki ayağa kalktıysa, bu sıra sende demektir, hadi kalk.. Örneğin: hemen bir yanındaki kuşların çoğunluğu bir yöne gittiyse, yalnız kalmamak için sen de o yöne git..

Kuşlar, balıklar ve diğer bütün, nispeten basit canlılar, hatta çoğu zaman biz insanlar böyle büyük bir uyum sonucunda oluşan, böyle büyük bir karmaşıklığı bugüne kadar hep gerçekleştirmeyi sürdüregeldik. Farkında değildik, olabilir, oldu.

Peki nasıl oluyor da, doğadaki bu büyük uyuma rağmen, biz ileri düşünsel yeteneklerimizle, biz insanlar, uyum içinde yaşamayı beceremiyoruz? Hatta doğada var olan uyuma en büyük tehtidi gene biz insanlar oluşturuyoruz?

Sadeliğe daha çok övgü mü gerekiyor?

Yazan:  

Bana rehberlik et

2010 8 Aralık

Eğitim sisteminin öğretmenlerin omzunda yükselmesi gerekirken, tam tersine öğrencinin omuzlarında yükseliyor. Bunu yaparken de omuzlarımızı bir hayli çökertiyor. “Derslerden nasıl AA alınır?”, “Ödevler nasıl yapılır?”, “Lisansı ağrısız bitirmenin 10 yolu!”, “Lisansüstü başvurusunun püf noktaları!”, “Doktorada hayatta kalmanın yolları!” gibi başlıklı yüzlerce doküman var internette. Fakat “Öğrenci (lisans/lisansüstü) danışmanlığı nasıl yapılır?”, “Ödev tanımı nasıl hazırlanır?”, “Olabildiğince adil bir sınav nasıl verilir?”, “Temel derslerde Powerpoint sunumlarının kullanılmasının yarar ve zararları nelerdir?” gibi sorulara cevap arayan bir tane bile yazı yok. Sadece bize özgü bir durum değil bu, İngilizce arama yaptığınızda da bunu açıkça görebilirsiniz.

Yazının devamını oku »

Yazan: